MEKTUBUN KISA TARİHİ





    İnsan sosyal bir varlıktır ve bunun gereği olarak her zaman bir iletişim ve etkileşimin içerisinde olmuştur. Bildiklerini aktarabilmek, kendini ifade edebilmek, duygularını açıklamak vb. için iletişim araçları geliştirmiştir. Mektup bu iletişim araçlarının en eskilerindendir. 

     En eski örnekleri M.Ö 15 ve 14. yüzyılda Mısır Firavunu ve Hitit Kralı arasında yazılan mektuplardır. Batıda ise  Yunan edebiyatında ilk örnekleri görülür. Bu iki örnekte de mektuplar siyasi amaçlara hizmet etmek için kullanıma başlamıştır. Batı edebiyatında mektup türü gelişip yaygınlaştı. Cicero (M.Ö 106-43) ve Horaitus (M.Ö 65-8) önemli mektuplar kaleme almıştır. 

   Edebiyatımızda ise münşeatlar önemli yer tutar lakin münşeatlar günümüz mektuplarını dilinde değil, edebi bir dille kaleme alınmıştır. Edebiyatımızın ilk mektup örneği Fuzuli'nin Şikayetnamesidir. Kanuni Sultan Süleyman Han'a yazdığı bu eserde kendine tahsis edilen aylık geliri alamamaktan şikayetçidir. 

 Mektubun bu günkü anlayışa ulaşması 16. yüzyılın sonlarını bulur. Mektup türünün batıda ustalarının yetişmesi ise 18 ve 19. yüzyılı bulur. Voltaire ve Rousseau bunun örneklerinden diyebiliriz. Bu iki isim bazı Tanzimat sanatçılarımızı önemli ölçüde etkilemişlerdir. Mektup türü İbrahim Şinasi ile birlikte düz bir anlatıma kavuşmaya başlar. Tanzimat ile batılılaşma sürecimiz ivme kazanır ve edebiyatımızda edebi türlerin şekil değiştirmesi ve yeni edebi türlerin kaleme alınmaya başladığı görülür. 

Milli Edebiyat yazarlarımız mektupları roman, hikaye, gezi yazısı, anı yazmak için kullanmaya başlamışlardır. Örnek verecek olursak Halide Edip "Han'dan", Hüseyin Rahmi Gürpınar "Mutallaka", Reşat Nuri Güntekin "Bir Kadın Düşmanı" roman tarzında; Cenap Şahabettin "Hac Yolunda" gezi yazısı tarzında mektup kullanarak kaleme almışlardır. Tabi ki edebiyatımızda mektup türü kullanılarak kaleme alınan eseler bunlarla sınırlandırılamaz. Sonraki dönemlerde de birçok yazarımız mektup türü ile çok sayıda eser yazmışlardır.

   Telefonun, internetin hayatımıza girmesi ve sosyal medya platformlarının çoğalmasıyla mektup, iletişimdeki saltanatını kaybedeli uzun zaman oldu. Artık iletişim kurmak çok kolay bir hale geldi. Fakat insanlar içlerindeki sıkıntıları, acıları paylaşamaz hale geldi. İnsanlar sosyal medyada toz pembe, yalan bir hayat yaşamaya başladı. Sosyal Medya hesaplarında gerçek olmadığının farkına varmadan kendi ütopyalarını oluşturdular.

  Değerli okurum, 
 Evet. Sen bu yazımı okumayı bitirdikten sonra kendine bir
iyilik yap ve bir kalem ile bir kağıt alıp derdini anlatmak 
istediğin kişiye bir mektup yaz ama tamamen içten olsun.
İstersen sonra yak, yırt ve çöpe at. Çok rahatladığının sen
de farkına varacaksın. 

 Gelecek yazıda görüşmek üzere. Diğer yazılarıma buradan ULAŞABİLİRSİNİZ

Benzer veya farklı konularda tarih üzerine merak ettiklerinizi, yazı yazılması için alttan yorumlara yazabilirsiniz.



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.